Ara

Bipolar Bozukluğu Anlamak ve Bipolar Bozuklukta BDT Uygulamaları

Duygudurum bozukluklarından bipolar bozukluk, diğer adıyla manik-depresif bozukluk; bireyin duygudurumunda, zihinsel ve fiziksel hâlinde bozulmalara neden olan psikolojik bir hastalıktır. Her bireyde görülebilen iniş çıkışlı durumların aksine bipolar bozukluk tanısı alan kişiler akademik, mesleki, sosyal, duygusal ve  aile ilişkilerinde daha keskin iniş çıkışlar yaşamaktadırlar. İniş-çıkış olarak belirtilen bu durumlar kişinin ruh hâlinde belirgin değişikliklere yol açan alçalma ve yükselme dönemleridir. Alçalma dönemi ‘depresif’ dönem olarak tanımlanırken, yükselme dönemi ‘manik’ dönem olarak tanımlanmaktadır. Bipolar bozukluk tanısı alan bireylerin bir kısmı depresif tarafa daha yatkınken, bir kısmı manik tarafa daha yatkın olabilir ve/veya her iki uç arasında gidip gelmeler olabilir. 

 Duygudurum bozuklukları sık görülen bir bozukluk olarak literatüre geçmiştir. Toplumdaki yaygınlığına bakıldığında %1 civarında olan bipolar bozukluk, kadın ve erkeklerde eşit olarak görülen bir psikolojik hastalıktır.

Mani ne demektir?

Normal bireylerde görülen neşeli hâlin aksine manik dönemdeki kişiler, abartılı bir sevinç ve coşku içerisindedir. Oldukça  mutlu, neşeli, hareketli hissederler; ruh hâlleri öforiktir, espri yetenekleri bu dönemde gelişmiştir ve hissettikleri ölçüde taşkın davranırlar. Yorulma gibi bir hisleri olmaz. Bazı manik hastalar hiç uyumadan günlerini geçirebilir. Tüm bunlar olumlu gibi görünse de kişinin işlevselliğini bozan, gündelik hayatını olumsuz yönde etkileyen semptomlardır. Bu semptomları detaylı olarak belirtmek gerekirse;

· Uyku problemleri; uyku ihtiyacında azalma

· Yükselmiş duygudurum (öfori)

· Enerjide artma

· Konsantrasyonda azalma

· Cinsel istekte artış

· Çok para harcama 

· Kendisini olduğundan daha fazla yeteneğe sahip olarak görme (süper kahraman gibi)

· Yargılama kapasitesinde azalma

· Düşünme ve konuşmada artış

· Uygun olmayan davranışlarda artış

· Alkol ve madde kullanımında artış

Kişide bipolar bozukluğun manik dönemi varlığından bahsedebilmemiz için yukarıda belirtilen semptomlardan üç ya da daha fazlasının her gün görülüyor ve en az bir hafta ya da daha uzun bir süre zarfı boyunca devam ediyor olması gerekmektedir. Manik dönemde olan bireyler manik atak yaşadıklarını fark etmez; bu nedenle de tedaviyi reddederler. 

Hipomani Nedir?

Manik dönemin başlangıcında ya da manik dönemden bağımsız olarak görülen diğer bir durum hipomanidir. Bu durumda birey, manik dönemdeki belirtilerin aynısını daha hafif şekilde yaşar. Hipomanide semptomlar genellikle bireyin sosyal çevresini etkilemeyecek düzeyde görülür.

Depresif Duygudurum Nedir?

Duygudurum bozukluğunun diğer bir ucu olan depresif dönemin belirtileri;

· Umutsuz ve karamsar olma

· Üzgün, endişeli ve mutsuz hissetme

· Yaşamdan zevk alamama (anhedoni)

· Enerji azlığı

· Unutkanlık

· Konsantrasyon güçlüğü

· Değersizlik hissi

· İştah problemleri (kilo kaybı veya kilo alımı)

· Uyku problemleri (fazla uyuma, uyuyamama, gece sık uyanma, uykuya dalmada güçlük)

· Ölüm ya da intihar düşünceleri olarak belirtilmektedir.

Kişide depresif dönemin varlığından bahsedebilmemiz için yukarıda belirtilen semptomlardan en az beş ya da daha fazlasının en az iki hafta ya da daha uzun bir süre zarfı boyunca görülmesi gerekmektedir.

Aynı zamanda hem manik hem de depresif dönemler için atakların ağır yaşanması durumlarında halüsinasyon ve hezeyan gibi psikotik belirtiler de görülebilmektedir.

Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

Diğer psikiyatrik bozukluklarda da olduğu gibi bipolar bozuklukta da genetik faktörlerin etkisinden bahsedilmektedir. Aile üyelerinden birinde bipolar bozukluk görülmesi durumunda, diğer bireylerde de görülme olasılığı artar. Genetik yatkınlığı olan bireyin stresli, travmatik bir durum yaşaması hâlinde de atak geçirmesi olasıdır; salt bipolar bozukluk olarak değil, başka hastalıklarla birlikte komorbid de görülebilmektedir. Bu hastalıklar; yeme bozukluğu, anksiyete bozukluğu, madde kötüye kullanma, obeziteye ve diyabet riski, migren tipi baş ağrıları, tiroidle ilişkili hastalıklar ve kalp hastalıklarıdır.

Aile ve Çevrenin Önemi

Bipolar bozukluk tanısı almış bireyler kendilerinde herhangi işlev bozucu bir durum görmedikleri için hasta olduklarını kabullenmezler. Bir diğer taraftan da içinde bulundukları durumun sebebi olarak çevrelerindeki insanları gösterirler. Bu nedenle aile ve çevrenin desteği hastanın tedavisi için oldukça önemlidir. Aile; hastanın güvenliğinin sağlanması, tedavinin sağlıklı sürdürülebilmesi ve tedavi sonrası için kritik bir noktada yer almaktadır. Bu durum aynı zamanda aile üyeleri üzerinde de psikolojik olarak zorlayıcı bir süreç demektir. Hem kendi sağlıklarını kontrol etmek hem de yakınlarına destek olabilmek zor ancak çok önemlidir.

Bipolar Bozukluk Tedavisi

Yukarıda da belirtildiği gibi bipolar bozukluk çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmekte, şiddet ve yoğunlukları kişiden kişiye değişebilmektedir. Bu nedenle ilk adım, doğru bir teşhisle bireyin hangi seviyede ve ne durumda olduğunu belirlemektir. Akut dönem yani alevlenme döneminde olan birey için acil ilaç tedavisiyle hasta stabil hâle getirilmeli ve hem kendi hem de çevresinin sağlığı güvence altına alınmaya çalışılmalıdır. Ardından hasta psikolojik tedaviye hazır hâle geldiğinde psikososyal, davranış, psikanalitik odaklı terapi yöntemlerinden uygun olan seçilerek tedavi uygulanabilir.

Yapılan araştırmalarla birlikte bipolar bozukluğun stres faktörü ile birlikte fizyolojik ve bilişsel faktörlerle de ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Bu sayede de bipolar bozukluk tedavisinde ilaçla birlikte, hastanın hem düşünsel hem davranışsal hem de duygusal taraflarına odaklanan bilişsel davranışçı terapi ekolünün etkin rol oynadığı tespit edilmiştir. 

Bilişsel davranışçı terapi ekolüne göre bipolar tedavisinde dört aşamadan bahsedilebilir. İlk adım olarak; genetik yatkınlığın, fizyolojik tarafın ve akut dönemin önemi göz önünde bulundurularak ‘ilaç tedavisine uyum’ gözetilir.Ancak birçok bipolar hastası birey bu ilaçların kendisine yararlı olmayacağını ve/veya ömür boyu ilaç kullanmak istemediklerini öne sürerek ilaç tedavisini reddederler. İlaç kullanılmaması durumunda da atakların artmasına, sıklaşmasına ve hastalığın kötü yönlü olarak seyretmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, hasta ile terapist beraber bir yol belirler; terapist ilaç tedavisinin önemini anlatmalı, hastanın ilaç ile ilgili konularda aklına takılan soruları yanıtlamalı ve hastanın tedavi ile ilgili olumsuz düşünceleri ele alınmalıdır. Böylelikle danışan ile görüş birliği sağlanabilir. Ardından da ilaç tedavisine uyum sağlayabilmesi için danışan ile birlikte çeşitli yöntemler belirlenebilir. Bu yöntemlerden en etkili yol davranışsal bir yöntem olan ‘ilaç takip çizelgesi’ oluşturmaktır. İlaç kullanımı ile birlikte uygulanan bilişsel davranışçı terapi yönteminin kombinasyonu daha etkin hale gelmektedir.

İkinci aşama ‘erken tanı ve müdahale’dir. Bu aşamaya göre hastanın duygudurumunun takip edilmesi, prodromal değişikliklerin olup olmadığı ve olması durumunda kullanılacak stratejilerin hasta ile birlikte yürütülen psikoeğitim sayesinde hastaya öğretilmesi gerekmektedir. Bu yöntemde amaçlanan danışanın  hastalığı hakkında bilgi sahibi olması, geçmiş dönemde yaşadıklarını görerek farkındalık kazanmasıdır. Bu aşama için en etkili yöntemlerden biri ‘Erken Uyarı İşaretleri’ yöntemidir. Danışana bu yöntem öğretilerek farkındalıklı bir yaklaşım kazanması ve atakların öncesinde veya başında durumun farkına vararak tedbir alması sağlanır.

Bir diğer aşamada ise stres ve yaşam stili yönetimi üzerine odaklanılmalıdır. Bu aşamaya göre; hastanın uyku düzeninin oluşturulması, günlük hayatının düzenlenmesi, sosyal aktivitelerinin oluşturulması gibi bireyin yaşam stili ile ilgili durumların düzenlenmesi sağlanır. 

Son aşamada ise eş tanılar sorgulanır. Yukarıda da belirtildiği gibi bipolar bozukluk çeşitli diğer psikolojik problemler ile birlikte görülebilmektedir. Bu nedenle BDT tedavisinde de bu eş tanıların varlığı araştırılmalı ve olması durumunda bu eş tanılarında tedavisine odaklanılması gerekmektedir. Örneğin; bipolar bozuklukla komorbit olarak yeme bozukluğu görülmesi durumunda terapi sürecinde bipolar bozukluk tedavisi yanında yeme bozukluğu üzerinde de durulmalıdır. 

Tüm bu bilgiler ışığında bilişsel davranışçı terapi ekolünün bipolar bozukluk tedavisi üzerinde etkin yöntemlerden biri olduğu yapılan araştırmalar ile kanıtlanmıştır.

  • Instagram
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube

©2020, baharayan İstanbul | Türkiye